Anayasa Mahkemesi CMK ve CGTİK’in Müdafiyle İlgili İki Hükmünü İptal Etti

Anayasa Mahkemesi, 01.02.2018 tarih ve 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un, başta Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri Hakkında Kanun (CGTİK) olmak üzere birtakım kanunlarda (Devlet Memurları Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu gibi) yaptığı bazı değişikliklerin iptaline karar verdi. Öte yandan Mahkeme, aynı Kanunla gerçekleştirilen diğer birçok değişikliğin iptal talebini ise (bir kısmını oyçokluğuyla) reddetti.  

Anayasa Mahkemesince iptal edilen CMK ve CGTİK hükümlerinin müdafiye dair olduğu görülüyor. Mahkeme müdafinin (keza hükümlü vekilinin) görevden yasaklanmasını, belirli suçlardan hakkında (kovuşturmanın yanı sıra) “soruşturma” bulunmasını yeterli görerek genişleten CMK’nın 151. maddesindeki düzenleme ile hükümlünün avukatıyla ilgili görüşme yetkisine dair sınırlamanın, başka bir suçtan dolayı şüpheli veya sanık olması halini de içerecek şekilde genişleten CGTİK’in 59. Maddesindeki düzenlemeyi oybirliği ile iptal etti.    

Müdafinin hakkındaki soruşturma dolayısıyla görevden yasaklanması  

Anayasa Mahkemesi, 7070 sayılı Kanunun 2. Maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 151. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasına Eklenen “...avukat hakkındaki soruşturma veya...” ile “...soruşturma veya...” ibarelerinin;

“45. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine vererek adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımcı olan avukatın hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik taşımaktadır. Savunma hakkının etkin şekilde kullanılmasına ve maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet eden müdafiin, müdafilik görevini üstlendiği kişinin işlediği ileri sürülen suçla herhangi bir bağlantısı bulunmaksızın veya müdafilik görevini kötüye kullandığına ilişkin herhangi bir olgu mevcut olmaksızın basit bir suç şüphesi nedeniyle müdafilik görevinden yasaklanmasına imkân tanıyan kurallar, müdafi yardımından yararlanma ve savunma hakkı bağlamında bireyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokmakta; dolayısıyla müdafi yardımından yararlanma ve çalışma hakkına orantısız bir sınırlama getirmektedir.

46. Bu itibarla söz konusu kurallar anılan haklar bağlamında ölçülülük ilkesini ihlal ettiği gibi hukuk devletinin adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 2., 13., 36. ve 49. Maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.

(…) iptal edilen ibareler nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan 5271 sayılı Kanun’un 151. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “...soruşturma ya da...” ibaresinin de 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,” karar verdi.

Hükümlünün başka bir suçtan dolayı müdafisiyle görüşmesi

Mahkeme, 7070 sayılı Kanun’un 6. Maddesiyle 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 59. maddesine eklenen (10) numaralı fıkranın; “...ile beşinci fıkradaki suçlardan hükümlü olup, başka bir suçtan dolayı şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlüler...” bölümünün;

“123. Belli koşullara bağlı da olsa şüpheli veya sanık ile avukatın görüşmesinin kaydedilmesi, görüşmede görevlinin hazır bulundurulması ile bilgi ve belgelere elkonulması şeklindeki kısıtlamalar doğrudan avukat ve müvekkil arasındaki mahremiyeti ortadan kaldıracak niteliktedir. Belirtilen durumlarda şüpheli veya sanığın avukatı ile mahrem bilgileri paylaşması, bilgi alışverişinde bulunması mümkün olmadığından avukatla görüşme hakkının bu şekilde sınırlanması özellikle savunma makamının özel olarak desteklenmesinin gerektiği hâllerde etkili bir savunma yapılabilmesi imkânını önemli ölçüde azaltabilir. Ayrıca kuralda avukat-müvekkil görüşmesinin gizliliği ortadan kaldırılırken şüpheli veya sanığın etkili bir hukuki yardım alabilmesi ve savunma hakkim etkili bir şekilde kullanması yönünde gerekli olan güvencelerin de öngörülmediği anlaşılmaktadır. Müdafi yardımından yararlanma, dolayısıyla savunma ve adil yargılanma hakkının hukuk devletindeki önemi dikkate alındığında kuralla getirilen sınırlamanın kişiye yüklediği külfetin aşırı ve orantısız olduğu, böylelikle şüpheli ve sanığın müdafii ile görüşmesinin kaydedilmesi, izlenmesi veya bilgi ve belgelere el konulmasının müdafi yardımından yararlanma hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.

124. Açıklanan nedenlerle kural, 5275 sayılı Kanun’un 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasının “…görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, hükümlü ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmede hazır bulundurulabilir, hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tutukları kayıtlara elkonulabilir...” bölümü yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.” sonucuna vardı.

Kararın tamamı: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/11/20191129-7.pdf


Haberin kaynağı : http://www.cezahukuku.org
CezaHukuku.Org